Çorba çeşitleri saymakla bitmez!

Geçenlerde aklıma geldi, eskiden evlerimizde pişen çorba çeşitlerini bir kenara sıralayı vereyim dedim; bakın neleri buldum? Başta çorbaların kralı mercimek çorbası!.. Arkasından domatesli maydonuzlu pirinç çorbası… Derken hafif ekşi yayla çorbası… Yoğurt çorbası, un çorbası, şehriye çorbası, tarhana çorbası ve de ötekiler: Sebze, domates, patates, havuç, fasulye, taze bezelye, soğan, yayla ve de ezogelin çorbaları… Bunlar hep sebze ve bakliyatla yapılan çorbalar… Bir de etli çorbalar var ki, onların da sayısı az değil: Mesela, düğün çorbası, et suyu, tavuk suyu, işkembe, paça çorbaları… Dahası, kuzu çorbası, köfteli çorba… Ve, daha çok beyaz etli balıklarla pişirilen balık çorbası… Ayrıca Rumelililer’in koparkoy çorbası ve de lakşa’sı gibi hamurlu çorbalar da var… Aklıma gelmeyip atladıklarım varsa, kusurum affola… Ne zamandır çorbayı da kurutup toz haline getirdiler. Koy bir tencereye beş bardak su… Dök içine poşetteki kurutulmuş çorba tozunu… Kaynat ateşte beş on dakika… Olsun sana acele tarafından çorba! Çorba mı, çorba! Ama bu çorba fason çorba, sanal çorba! Sanki kimin umurunda! Yemek kitaplarındaki kabaklı pirinç çorbası, fesleğenli çorba, kremalı kabak çorbası, patlıcanlı çorba, dolmalık biber çorbası, börülce çorbası, barbunya fasulyesi çorbası (minestrona), kuşkonmaz çorbası, ıspanak çorbası, bisküi çorbası, peynirli ekmek çorbası, beyin çorbası, kuzu ciğeri çorbası, döş çorbası, gerdan çorbası, öküz kuyruğu çorbası, midye çorbası, dahası: Yengeç çorbası! Birkaçı yabancı kökenli olan bu çorbaları, harcıâlem olmasalar da, yine de meraklısı için burada saymadan geçemedim. Eskiden İstanbul lokantaları hepsinde, öğle olsun, akşam olsun, muhakkak bir mercimek unu çorbası bulundurulurdu. Et suyu ya da kemik suyu karıştırılarak yapılan bu çorbanın üstüne küçük ekmekler yağda kızartılarak atılırdı. Pek az kızgın yağ da dökülürse, o çorba  sözün gelişi tadından içilmez olurdu. Ne zaman ki şehirde kebapçılar çoğalmaya başladı, kebap öncesi içilen ezogelin çorbası, sıradan esnaf lokantalarında da boy göstermeye başladı. Öyle ki, bir gün geldi, mercimek çorbası ortadan kalktı, onun yerine hep ezogelin yapılır oldu. Bu arada da ezogelin çorbasının adı değişti, mercimek çorbası oldu. Şimdi lokantaya gidiyorum da, garsona mercimek çorbası içeceğimi söylüyorum, önüme gelen çorba bu nedenden ötürü hep ezogelin çorbası oluyor.
“Evladım bunu al, mercimek getir” desem, genç adamın, “Mercimek çorbası demediniz mi? Getirdim ya işte!” diye dikleneceğinden adım gibi eminim.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here