Masaj’ın Yararları ve Tarihçesi

0
975

Masaj’ın Yararları ve Tarihçesi

Masaj, bilinen en eski tedavi yöntemlerinden biridir. Çok eski çağlardan beri, ağrı ve rahatsızlıkların giderilmesinde sıvazlama, oyma hareketleri, çeşitli kültürler tarafından tedavi amaçlı kullanılmıştır. Terapötik masajın kökleri, Geleneksel Çin Tıbbı’na dayanmaktadır. Yazılı ilk kanıtlar M.Ö. 2000 yıllarına uzanmakta olup, M.Ö. 500’lü yıllara ait Mısır, Pers ve Japon tıp tarihi literatüründe çok sayıda masaj referansı yer almaktadır. Hippocrat ve Asclepiades, masaj ve egzersizlerinden birlikte söz eden otoritelerin başında gelir. Hippocrates, burkulma ve çıkıklarda friksiyon tekniğini önermiştir. Romalılar, masajı Yunanlılardan öğrenmiştir. M.O 100-44 yılları arasında Romah Julius Caesar, nöralji ve epilepsi ataklarının iyileştirilmesinde masaj tedavisinden yaralandığını, tüm vücuduna her gün “pinching” uyguladığını belirtmiştir M.O. 50-25 yılları arasın-da yaşamış olan Romalı doktor Aulus Cornelius Celsius, yazdığı sekiz kitaptan oluşan tıp dizisinde masaj, egzersiz, banyo ve masaj yağlarından söz etmiştir. Masaj, Doğu ve Batı kültürlerinde farklı bir gelişim göstermiştir. Doğu’da İslam İmparatorlukları’nda, Greko-Roman geleneklerinin bir devamını yansıtırken, Batı’da Greko-Roman gelenekleri kaybolmuş ve masaj, halk kültürünün bir parçası olarak yerleşmiştir. Slavlar, Finliler ve İsveçliler masajı, sağlık kültürlerinin önemli bir parçası olarak yaşatmış ve geliştirmişlerdir. Masaj’ın Yararları ve Tarihçesi

Masaj 16. yüzyılda, modern cerrahi alanında da yerini bulmuştur. Fransız Ambrosse Pare (1517-1590), masaj tekniklerini ilk kez cerrahi sonrası eklem sertlikleri ve yara iyileşmesinde kullanan kişidir. Pare, ayrıca masaj “strok”larını, hafif, orta ve şiddetli olarak sınıflandırmıştır. Masaj’ın Yararları

On dokuzuncu yüzyılda, İsveç masajının gelişmesine önemli katkıları olan Per Henrik Ling (1776-1839), öğrendiği masaj tekniklerini ısrarla, deneysel bir biçimde kullanmış ve edindiği bilgileri bir araya getirerek tekniği sistematize etmiştir. Ling, dirseğinde gelişen gut hastalığını tedavi edebilmek için çeşitli pozisyonlardan oluşan bir masaj sistemi geliştirerek bu hareketleri egzersiz ile birlikte kullanmış ve dirseğindeki hastalığı iyileştirmiştir. Geliştirdiği sistem, kan ve lenf dolaşımını esas almaktadır. Ling ayrıca, masaj ve egzersizin birlikte kullanımının önemini kuvvetle vurgulayan ilk otoritedir. “Royal Gymnastic Central Institute” adlı okulu kurarak tekniğini Almanya, Avusturya, Rusya ve İngiltere’den çok sayıda meslektaşına öğretmiştir. O zamana kadar tıp literatüründe pek yer almayan masaj, magazinlerden tıp dergilerine taşınmış ve gerçek değerini kazanmaya başlamıştır. Ling’in sistemi, günümüzde tüm dünyada yaygın olarak kullanılan İsveç Masajı’nın esaslarını oluşturan, bilinen en standart masaj tekniğidir. Masaj’ın Yararları

John Harvey Kellogg (1852-1943), masajla ilgili düzinelerce makale ve iki kitap yazarak masaj literatürünü genişletmiştir. “Effleurage”, “petrissage” ve “tapotement” terimlerinin yaratıcısı ise, Hollandalı doktor John Mezger’dir (1839-1909). Mezger, masajı bilimsel komiteye taşıyarak kredisini yükseltmiş, asistanlarına bu yöntemi bir tıbbi tedavi şekli olarak sunmuş ve öğretmiştir. Masaj’ın Yararları ve Tarihçesi

1900 yılında Albert J. Hoffa tarafından yayımlanan ve en temel tekniklerin açıkça tarif edil-diği “Technik der Massage” adlı kitap, hala, tüm masaj kitapları arasında en temel eser olarak kabul edilmekte ve en modern tekniklerin esaslarını oluşturmaktadır.

1894 yılında, İngiltere’de masajın etik dışı kullanımı nedeniyle ortaya çıkan skandalların önlenmesi amacıyla sekiz İngiliz kadın bir araya gelerek masajın eğitimli kişilerce uygulanması gerekliliğini savunmuş ve “Society of Trained Masseuses” adlı derneği kurmuşlardır. O tarihten sonra masaj alanında çalışanlar için akademik ön koşul konmuş ve teknik, okullarda kalifiye eğitmenler tarafından belirli standartlara uygun olarak öğretilerek sınav ile sertifika sistemi oturtulmuştur.

İngiltere’de masaj eğitmenliği yapan Mary Mc Millan, I.Dünya Savaşı sırasında, masajın yaralı askerlerin rehabilitasyonunda geniş ölçüde kullanımına önderlik etmiştir. Mc Millan, “Masaj ve Terapötik Egzersiz” adlı kitabını, 1932 yılında yazmıştır. Yine aynı dönemlerde, masaj alanında çalışan isimlerden biri de James B. Mennel’dir. Mennel, “Hareket, Manipulasyon ve Masaj ile Fizik Tedavi” adlı kitabını 1917’de savaş sırasında yazmış olup daha sonra bu kitabın defalarca yeni baskıları yapılmıştır. Mennel, masajın etkilerini mekanik ve refleks olmak üzere iki kategoride toplamış, masajın venöz ve lenfatik dönüşe yardım ettiğini, konnektif dokuyu gerdiğini, mide, ince bağırsaklar ve kolon üzerinde mekanik uyarıcı etkisi oluğunu belirtmiştir. Mennel ayrıca bazı taktil uyaranların (stroking, hafif dokunma v.b.) refleks arkları stimule ettiğini ve uygulanan strok’un niteliğine göre kaslarda gevşeme veya kasılmaya yol açtığını belirtmiştir. Ling, Mennel ve diğerleri tarafından gözlemlenen masajın refleks ve mekanik etkileri, günümüzde deneysel çalışmalar ile desteklenmiştir.

1918’deki polio epidemisi, masaja farklı bir bakış açısı getirmiş, masaj, paraliziler sonucu gelişebilecek olan komplikasyonların önlenmesinde kullanılmaya başlamıştır.Masajın polio tedavisinde yaygın olarak kullanılmasında Sister Kenny’nin büyük katkıları vardır. Konnektif doku ma-sajı (KDM) ise, 1920’lerde, Alman fizyoterapist Elizabeth Dicke tarafından geliştirilmiş ve daha sonra da Maria Ebner tarafından yaygınlaştırılmıştır.

Savaş sonrası, Danimarkalı fizyolog Emil Vodder, yüzeydeki venler üzerine hafifçe uygulanan bir masaj tekniği geliştirmiş, daha sonra teknik “lenf drenajı” veya “manuel lenfatik drenaj” adını almıştır. Bu teknik, günümüzde lenfödem tedavisi ile lenfatik ve periferik vasküler sistemin diğer hastalıklarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

Transvers friksiyon masajı, İngiltere’de ST. Thomas’ Hospital’da ortopedik cerrah olarak çalışan James Henry Cyriax tarafından geliştirilmiştir.1940-1950 yılları arasında Cyriax, günümüzün klasikleri arasında sayılan “Textbook of Orthopedic Medicine” adlı kitabını yazmıştır. Bu çalışma, masaj alanında özel bir yere sahiptir, çünkü yumuşak dokular tanımlanmış, sınıflandırılmış ve ayırıcı tanı yöntemleri anlatılmıştır. Ağrının yalnızca eklem çevresi konnektif dokudan değil, yumuşak dokulardaki fonksiyon bozukluğundan da kaynaklanabileceğini belirten Cyriax, yumuşak dokuların manipulasyonu için yeni teknikler geliştirmiştir. Başta Amerika olmak üzere, günümüzde birçok ülkede Cyriax’ın tekniği yaygın olarak kullanılmaktadır.

Masaj 1960 sonrasında gerek kronik hastalıklarda, gerekse cerrahiye ve ilaç tedavisine direnç gösteren durumlarda, diğer tedavilerin tamamlayıcısı olarak kullanılmış ve giderek artan bir öneme kavuşmuştur. Yaralanma ve hastalıkların tedavisinde ellerin kullanılması ile özellikle yumuşak dokular üzerinde yaratılan tedavi edici etkiler, yüzyıllar boyunca kanıtlanmış ve günümüzde masaj, manuel teknikler arasındaki sağlam yerini almıştır.

“Ağrıda Kapı Kontrol Kuramı”m geliştiren, McGill Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezioloji Departmanı öğretim üyesi, psikoloji profesörü Ronald Melzack, yapmış olduğu çok sayıda kontrollü klinik çalışma ile, diş ağrısı ve bel ağrısında buz masajı ve manüel masajın etkinliğini kanıtlamıştır. Melzack’ın, ağrının giderilmesinde rol oynayan nöral mekanizmalara açıklık getiren bu çalışmalarını temel alan diğer araştırmacılar, daha sonraki yıllarda masajın, endorfinlerin salınımındaki rolünü açıklamışlar, masajı da içine alan bazı dış uyaranlar, beyinde morfin benzeri ağrı kesici kimyasalları serbestleştirdiğini belirtmişlerdir. Melzack, hiperstimulasyon analjezisini tanımlayan ilk araştırmacıdır. Yaralanan sahanın yakınına uygulanan aşırı soğuk, basınç veya iğne batması gibi yoğun duyusal uyaranları, beyine, ağrı duyusundan daha hızlı ulaştıran bir kanalın varlığından bahsetmiş ve bu uyaranların ağrı iletimini kestiğini belirtmiştir.

Masaj ve diğer manüel teknikler tüm dünyada, değişik ekollerin uzantısı olan çeşitli formlar halinde uygulanmaya devam etmektedir. Milattan önce 4000’li yıllara dayanan geçmişi ile bu çok önemli tedavi şekli, sonraki yıllarda daha da sistematize edilmiş ve bilimsel temellere dayandırılarak çeşitli klinik çalışmalar ile mekanik refleks ve psikolojik etkinliği kanıtlanmıştır. Modern tıbbın babası olarak bilinen Hippocrates, sağlık alanında çalışan tüm bireylerin, masaj tekniklerinden haberdar olması gerektiğini belirtmiştir.

Günümüzün modern masaj teorileri ve sistemleri başlıca üç kategoride toplanmaktadır: otonomik veya refleks yaklaşımlar, mekanik yaklaşımlar ve hareket yaklaşımları. Bu kitapta özelikle mekanik ve refleks yaklaşımlar ele alınacak ve fizyoterapistlere bu alandaki teorik ve uygulamalı temel bilgiler aktarılacaktır.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here